A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

İzmir KONAK Psikolojik Danışmanlık - Blog

BLOG

Anababa olmak: Bir seminer ve analitik grup çalışması

Ouraburos, kendi kuyruğunu yiyen yılan, kadim zamanlardan beri sonsuzluğun simgesi olagelmiştir. Bugün, çoğumuz modern insanlar olarak, düz, dönüşsüz bir çizgi üzerinde yaşıyor olduğumuzu düşünsek de, bu kadim imge, özellikle bilinçdışı düzeyde etkisini hissettirmeye devam eder. Özellikle de bir yandan çocuk doğurma, doğurtma, edinme gibi, hayatın sürekliliğinin, kuşaklar silsilesindeki yerimizi almanınsorumluluğunu üstlenmek ama bir yandan da kendi geçiciliğimizle de yüzleşmek durumunda olduğumuz kritik dönemlerde… Kendileri anababa olmaya karar veren kişiler, genellikle bu dönemde kendi anababaları ile kurdukları ilişkiye geri döner, bu ilişkinin çeşitli yönlerini, deyim yerindeyse, “temize çekmeye” başlarlar. Onlar kadar, onlardan daha iyi, asla onlar gibi anababalar olma yönündeki bilinçli, bilinçsiz tercih ve yönelimlerini yeniden gözden geçirmeye; kendi anababalarıyla ilgili düşünce, tutum ve duygularını yeni bir gözle değerlendirmeye başlarlar; onlarla ilgili olarak o güne kadar bilinçdışında uyuklayagelmiş kimi duygular, bastırılmış olmanın getirdiği hınç ve şiddetle de, bazen yeni bulunmuş kayın-anababalarda kendilerine yeni bir nesne bularak günyüzüne çıkar. Bunlar anababalıkla ilgili olarak gözlemleyegeldiğimiz yeniden yapılanmalardan yalnızca bazıları. Önerilen çalışma, bu kritik dönem hakkında psikanalitik perspektif çerçevesinde birikmiş tecrübe ve bilgi birikimin aktarılacağı 6-8 saatlik bir seminerle başlayacak. Bu seminerin amacı, anababalık hakkındaki bilimsel bilgileri sunmaktan çok, daha sonra yapılacak grup çalışmasına katılacaklara, deneyimlerini formüle etmele

"Çocuk ve Ergenlerle Dışavurumcu Sanat Terapisi" Eğitimi

Cocuk ve Ergenlerde Dışavurumcu Sanat Terapisi Eğitimi Başlıyor!.. Bilgive kayıt icin bizimle iletisime gecebilirsiniz. Tel:0232 4899743/ 0545 3493638 -EĞİTİM İÇERİĞİ- Sunumlar: • Sanat terapisinin tarihçesi, kuramları ve iyileştirici özellikleri, • Sanat terapisinde çocuk ve ergenler ile çalışırken dikkat edilecek anahtar noktalar. • Sanat terapisinde görsel sanat çalışmaları, • Sanat terapisinde görsel hikaye kullanımı, • Sanat terapisinde dans ve hareket kullanımı Uygulamalar (Bireysel/Grup/Aile ile yapılabilecek çalışmalar): • Sosyal becerisi zayıf olan çocuklarla/gençlerle çalışırken kullanılabilecek egzersizler/uygulamalar. • Bağlanma problemi olan çocuklarla çalışırken kullanılabilecek egzersizler/uygulamalar. • Psikolojik travması olan çocuklar/gençlerle çalışırken kullanılabilecek egzersizler/uygulamalar. • Aşırı hareketlilik ve dürtüsellik sorunu olan çocuklarla/gençlerle çalışırken kullanılabilecek egzersizler/uygulamalar. • Öğrenme güçlüğü olan çocuklarla/gençlerle çalışırken kullanılabilecek egzersizler/uygulamalar. • Korkuları olan çocuklarla/gençlerle çalışırken kullanılabilecek egzersizler/uygulamalar.

Dışavurumcu Sanat Terapisi Eğitimi

EĞİTİMİN İÇERİĞİ Dışavurumcu sanat terapisi, kişinin kendi içindeki duyguları sanat yoluyla dışa vurma biçimidir. Bu terapi yönteminde boyalar, kurdeleler, renkli kağıtlar gibi elle tutulur malzemeler kullanılır ya da sanatın değişik dallarından faydalanılır. Resim, dans, müzik, drama bu terapide kullanılan çeşitli sanat dallarına birer örnektir. Amerikan Sanat Terapi Birliği sanat terapisini “hastalık, travma yaşayan ya da yaşamlarında güçlük çeken veya kişisel gelişimini artırmayı hedefleyen kişilerin, bir profesyonel eşliğinde sanatı iyileştirici amaçlı kullanmaları” olarak tanımlamıştır.             Sanat terapisi sözün bittiği, yetersiz kaldığı yerde başlar. İnsanları iyileştirir, onarır, dönüştürür. Terapi sırasındaki duygusal geçişler yumuşaktır. Kişi kendisinin anlatmak istediği kadarını ortaya koyar. Bu yöntemde doğrudan probleminiz hakkında konuşmak durumunda kalmazsınız. Bunun yerine, bu problemi sanat yoluyla, daha estetik, daha yumuşak bir şekilde ortaya dökersiniz. Bu yöntem farkındalığı arttırmakta ve bazı sorunlarınıza yeni anlamlar vermenizi sağlamaktadır. Bu yeni anlamlar da, yapıcı ve yaratıcı kararlara dönüşmektedir. Terapi esnasında birçok duyunuzu kullandığınız için de hızlı ve etkili değişimler sağlanmaktadır.             Dışavurumcu Sanat Terapisi öncelikle iletişimi kolaylaştırır, yaşanmış olumsuz olayların kötü etiketlerini ortadan kaldırır, direnci azaltır, psikoterapiyi eğlenceli hale getirir. İnsanların içindeki doğal yaratıcı gücü ortaya çıkartır. Baş etme yollarını geliştirir. Problem çözmeyi

Moreno Söyleşileri 1: Bağımlılık

İlk Söyleşimizde konuğumuz  Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeki Yüncü olacak.  "Bağımlılık" üzerine konuşacağımız bu çalışmaya alanda çalışan ve öğrenim gören herkese açık olup,katılım ücretsizdir. Kontenjan sınırlı olduğundan kayıt için 489 97 43 numaralı telefondan merkezimizi aramanız gerekmektedir.#morenosöyleşileri

Karne Günü Kriz Günü mü?

Karne günü çocukların hem tatil için heyecanlandıkları hem de ara değerlendirmelerini görmenin heyecanını yaşadıkları bir gün. .  Bu heyecanın içinde genellikle “değerlendirilme kaygısı” da bulunuyor. Bu, çocuk için iki uçlu bir heyecan olabiliyor. İyi karneler çocuklara heyecan ve mutluluk hissi yaşatabilirken kötü karneler korku, kaygı gibi duygulara ve yetersizlik gibi düşüncelere yol açabiliyor Kaygı, çocukların üzerinde baskıyı arttırırken, velilerin de çocuklarını akademik başarıları ve gelecekleri ile kaygılanmalarına neden olabiliyor. Tüm bunların sonucunda karne günü kriz gününe dönüşebiliyor. Peki, krize dönüşmemesi için ne yapmalı?     Karne kırık not ile geldikten sonra bunu değiştirme şansımız yoktur. Bir okul dönemi oldukça uzun bir zaman olduğu için, çocuklar hangi davranışın okul başarı veya başarısızlığı ile ilgili olduğunu kavrayamazlar. Bu sebeple bir sonraki sene veya tatil dönemi için verilen cezaların herhangi bir işlevi bulunmamaktadır. Bu noktada asıl önemli olan çocuk ile bu sonuca sebep olan davranış biçimlerinin konuşularak neden-sonuç ilişkileri kurulmasıdır. Eğer ki çocuk “Zaten herkese düşük verdi… Zaten şöyle bir hoca… Zaten böyle…” diye savunmalarla yapıcı olmayan neden-sonuç ilişkileri kurma yoluna giriyorsa çocuğu doğru neden-sonuç ilişkileri içine çekmek yararlı olacaktır. “Peki, öğretmenin beklentileri yüksek olabilir. Sen bu beklentileri karşılamak için neler yaptın?” şeklinde çocuğun cevabı beklenir ve “Daha fazlasını yapabilir miydin?” gibi sorular

ANKSİYETE

      Anksiyete (kaygı, endişe);  kişiye kötü bir şey olacakmış düşüncesi oluşturan , korku benzeri bir duygudur. Genellikle iç sıkıntısı, bunaltı, daralma şeklinde tarif edilir. Kaygı her zaman kötü bir şey değildir. Hayatta her değişiklik kişi üzerinde bir stres yaratır. Kaygı, stres durumunda odaklanmamıza ve uyarılmış hale gelmemize yardımcı olur. Mesela bir tehditle karşılaştığımızda, önümüze bir yılan çıktı diyelim, savaş ya da kaç tepkimizi, kaygı alarma geçirir. Bunu modern hayatta iş mülakatına ya da sınava girerken, kalabalık alanlarda konuşma yaparken deneyimleriz. Baktığımızda kaygı, bizi yeni durumlara hazırlayan bir iç alarm sistemi olarak çalışır. Bazen kaygı ve korku gündelik yaşantımızı aksatmaya başlayabilir. Yaptığımız işleri yapamamaya, belli ortamlardan uzak durmaya, sosyal ilişkilerimizde bozulma yaşamaya, kendimizi toplumdan ve gündelik yaşantıdan bizi soyutlamaya varıncaya kadar etkileyebilir. Eğer günlük işlevselliğimiz ve sosyal ilişkilerimiz bozulduysa bir uzmandan destek alma zamanımız gelmiştir.      Ne zaman Anksiyete Bozukluklarıyla İlgili Destek Almam Gerekir? Anksiyete bozuklukları kişiden kişiye göre, kaygıyı yaşama biçimleri olarak farklılık gösterir. Kimileri bedensel belirtiler(çarpıntı, baş dönmesi)sebebiyle zamansız yoğun kaygı yaşarlar. Kimileri kontrol edemedikleri düşüncelerle  (kirlenmek v.b.)  baş etmeye çalışırken, kimileri her konudan sürekli endişe yaşarlar. Anksiyete bozukluklarının en önemli ortak noktası diğer insanların tehdit hissetmedikleri durumlarda, bu kişilerin sürekli ve şiddetli korku ve kaygı yaşamalarıdır. Eğer düzenli ve yoğun olarak, *Huzursuzluk  &

Psikodrama Nedir?

"İkinci kez yaşanan her gerçek, birinciden kurtuluştur." J.L. Moreno   Jacob Levi Moreno tarafından 1920'lerde geliştirilmiş olan Psikodrama, kişilerin kendi iç dünyalarını spontan bir biçimde, bir oyunun içinde rol alarak incelemelerini ve farkındalığa ulaşmalarını sağlamayı hedefleyen bir grup terapisi yöntemidir. Psikodrama, Yunanca'daki "psyche (ruh)" ve "drama (eylem)" sözcüklerinden oluşur. Psikodramanın temel öğeleri sahne(oyunun ortaya koyulduğu yer), protagonist(psikodramada yaşantısının ele alınan kişi),  yönetici/terapist,  yardımcı egolar(protagonistin yaşamındaki önemli kişile yerine seçtiği grup üyeleri) ve gruptur. Oturumlar,  ısınma aşaması,oyun aşaması ve grup görüşmesi olarak adlandırabileceğimiz 3  temel aşamadan oluşur.  Klasik bir psikodrama oturumu ortalama  1,5 - 3 saat , 8-12 grup üyesi ile uygulanır. Oturumların ne kadar süre ile devam edeceğini grubun ihtiyacı belirler.   Geçmiş, gelecek, tüm duygular, hiç söylenmemiş ve söylenemeyecek olanlar, psikodramada 'şimdi ve burada' ya gelir, bu sahnede gerçekleşir ve anlam bulur. Kişinin kendini tanımasına, içinde bulunduğu bağlama dışarıdan bakarak kendisini ve başkalarını anlamasına, ilişkilerini yeniden yapıladırmasına, öfkesini ortaya koymasına, ifade edemediği duygu ve düşünceleri açığa çıkarmasına, yeni çözüm yolları keşfetmesine, sorunlarla baş etme becerilerini geliştirmesine olanak yaratır. Kişisel engellerden kurtularak  daha  başarılı, üretken  ve  esnek olmayı kolaylaştırır. Evrenin başlangıcından itibaren insanda var olan , “spontanlık”, “yaratıcılık” ve “eylem"